2013 yılındaki Kanlı Mısır darbesinin ardından altı yıldır cunta rejiminin zindanlarında olan Mısır’ın ilk ve tek seçilmiş cumhurbaşkanı Dr. Muhammed Mursi’nin mahkeme salonunda hayatını kaybederek, makamların en yücesi şehadet makamına ulaşması İslam ümmetini derinden yaralamış durumda.

2013 yılındaki Kanlı Mısır darbesinin ardından altı yıldır cunta rejiminin zindanlarında olan Mısır’ın ilk ve tek seçilmiş cumhurbaşkanı Dr. Muhammed Mursi’nin mahkeme salonunda hayatını kaybederek, makamların en yücesi şehadet makamına ulaşması İslam ümmetini derinden yaralamış durumda.
 
Şüphesiz ki, bu şehadet, tarih boyu süre gelen hak batıl mücadelesinde, zulüm, tuğyan ve istikbarın azgınlaşmasında, Allah ve Resulünün yolunda yürüyen müminlerin dayanılmaz acı ve cefalarla karşılaşmasında bir dönüm noktasına işaret etmektedir.
 
Dr. Muhammed Mursi’nin şehadeti bize şehidlerimizi anlatan ilahi beyana güzel bir örneklik teşkil etmektedir: “Müminlerden öyle erler vardır ki, onlar Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterdiler, onlardan kimileri sözlerini yerine getirdi, kimileri ise sırasını beklemektedir ve verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” (Ahzab 23)
 
Şehid İmam Hasan el Benna ve Şehid Seyyid Kutub’larla başlayan kutlu kervana şimdiye kadar binlerce Müslüman katılmış, İhvan’ın önceki Genel Mürşidi Muhammed Mehdi Akif’in ardından Dr. Muhammed Mursi de sözlerine sadakatlarını şehadetleriyle imzalayan ricaullah kervanına katılmıştı. Bilindiği üzere Muhammed Mursi’nin şehadetinin öncesinde gencecik Müslümanlar idam sehpalarına çıkartılarak şehit olmuşlardı.
 
Dr. Muhammed Mursi, hem darbecilerin tehditleri karşısında, hem darbe girişimi ve sonrasında, karşısına çıkartılan tüm ölüm tehditlerine, tüm baskı, zulüm ve işkencelere karşı eğilmeden, bükülmeden, korkup geri adım atmadan dimdik onurlu ve izzetli bir şekilde ayakta durmuş, bu yolda gelecek her türlü ölümü gülümseyerek karşılayacağını her zaman beyan etmiştir.
 
Dr. Muhammed Mursi, Mısır halkının iradesiyle seçilmiş meşru bir cumhurbaşkanı olarak zindanda bir tutsak olarak dursa da, onun tutsaklığı sadece bir cumhurbaşkanının tutsaklığı değil, İslam davasına boş koymuş tüm kahramanların tutsaklığı idi. O, zindanlardaki yiğitlerimize bir sembol ve bir onur olmuştu. 
 
Bizler İmam Hasan Benna’lardan Muhammed Mursi’lere uzanan bu kutlu kervanı hiçbir zaman unutmayacağız; onların mücadeleleri yiğitlikleri, cesaret ve adanmışlıkları bizler için her zaman bir kandil olarak duracak, azizlerimizin şehadetleri bizler için her zaman bir pusula olacaktır. Zira hayat iman ve cihattan ibaret olduğu gibi, şehadet de zaferimizin teminatıdır.
 
Geçmişte olduğu gibi, bugün de, yarında dünya müstekbirleri ve Siyonistler karşısındaki mücadelesinde ümmetimizin vahdeti, İslam medeniyetinin inşasında yegane köprü ve dayanak olacaktır. Bu cihetle İslam birliği ve yeniden İslam medeniyeti diyorsak, gözeteceğimiz öncelikli misyon, ümmetin evlatları arasında vahdet ve uhuvvet, ünsiyet ve muhabbeti büyütmek, genişletmek ve derinletmek olmalıdır.
 
Onun içindir ki, Şehid İmam Hasan el Benna’nın şu sözünü burada anmak yerinde olacaktır; “İttifak ettiğimiz hususlarda birlikte hareket edelim, ihtilaf ettiğimiz noktalarda da birbirimizi mazur görelim.”
 
Ümmet birliği ve kardeşliği sorumluluğuyla aziz şehidimiz Dr. Muhammed Mursi’yi rahmet ve minnetle anarken, onun şehadeti ve adanmışlığının Mısır tağutu Sisi rejiminin ve başta Suud rejimi olmak üzere, Bu kanlı ve barbar darbeci rejimin bütün suç ortaklarının hezimetine vesile olmasını yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.
 
Tüm şehidlerimizin ruhu şad olsun.
 
KUDÜSDER
Kudüs Gönüllüleri